Bartın’da tekstil için alarm zilleri çalıyor

Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala
bartinstar
featured

BartınStar Yazarı Semih Sargın’ın yazısı:

xxx

Bartın’da bazı konuları artık konuşmanın, tartışmanın ve çözüm aramanın zamanı geldi.

Bunların başında da tekstil sektörü geliyor.

Çünkü mesele yalnızca birkaç fabrikanın ekonomik sıkıntı yaşaması değildir. Mesele; Bartın’da binlerce insanın ekmeği, yüzlerce ailenin geçimi, esnafın kazancı, çocukların eğitim hayatı ve şehrin ekonomik geleceğidir.

Bugün tekstil sektöründe yaşanan sıkıntılar artık görmezden gelinebilecek noktayı çoktan aşmış durumda.

Tekstilci sipariş bulmakta, üretici ayakta kalmakta zorlanıyor

Türkiye tekstil sektörü son birkaç yıldır ciddi bir maliyet ve rekabet baskısı altında.

Özellikle ihracata çalışan fabrikalar açısından tablo daha da ağır.

Bir tarafta yüksek üretim maliyetleri, diğer tarafta küresel pazarda giderek sertleşen fiyat rekabeti…

Türkiye’de işçilik, enerji, finansman ve diğer üretim maliyetleri yükselirken ihracatçı firmalar uluslararası pazarda fiyat tutturmakta zorlanıyor.

Sektör temsilcileri de son dönemde özellikle maliyet baskısı, talep daralması ve finansmana erişim sorunlarının tekstil ve hazır giyimi zorladığına dikkat çekiyor. TİM Başkanı Mustafa Gültepe de Türkiye’nin özellikle tekstil ve hazır giyim gibi emek yoğun sektörlerde rekabet gücü kaybettiğini açıkça ifade ediyor.

İTHİB’in 2025 değerlendirmesine göre tekstil ve hazır giyim sektörlerinde toplam istihdam 860 bin kişiye gerilemiş durumda. 2022 Ağustos ayında yaklaşık 1 milyon 250 bin olan istihdamın bu seviyeden ciddi biçimde düşmesi, yaşanan problemin boyutunu göstermesi açısından son derece önemli.

Yani Türkiye açısından da alarm zilleri çalıyor.

Peki Bartın bundan bağımsız kalabilir mi?

Elbette hayır.

Bartın bu krizi daha derinden hisseder

Bartın’ın sanayi yapısına baktığımızda tekstilin şehrimiz açısından ne kadar önemli olduğunu görmek zor değil.

Bartın Organize Sanayi Bölgesi’nin resmi geçmiş verilerinde, 2020 yılı sonunda dokuma ve giyim sanayinde 9 firmada 2 bin 496 kişinin istihdam edildiği görülüyor. Aynı dönemde OSB genelindeki toplam istihdam 4 bin 819 kişiydi.

Bugün rakamlar değişmiş olabilir. Ancak tekstilin Bartın ekonomisindeki ağırlığı ve istihdam bakımından önemi tartışılmaz.

Üstelik Bartın’daki tekstil çalışanlarının önemli bir bölümünün kadınlardan oluşması, konuyu yalnızca sanayi politikası olmaktan çıkarıyor.

Bu fabrikalarda çalışan kadınlarımızın önemli bir kısmı köylerimizden geliyor.

Ev ekonomisine katkı sağlıyor.

Çocuğunu okutuyor.

Kirasını, faturasını ödüyor.

Ailesinin bütçesine destek oluyor.

Dolayısıyla bir tekstil fabrikasının küçülmesi veya kapanması, sadece fabrika kapısındaki işçinin işini kaybetmesi anlamına gelmiyor.

Bir ailenin gelirinin azalması anlamına geliyor.

Bir fabrika küçülürse sadece işçi kaybetmiyoruz

Bunu çok iyi anlamamız gerekiyor.

Bir tekstil fabrikası işçi çıkardığında veya üretimini azalttığında devlet de gelir kaybediyor.

SGK primi azalıyor.

Vergi geliri azalıyor.

Çalışanın harcaması azalıyor.

Bakkalın, marketin, berberin, lokantanın, servisçinin, kiracının, ev sahibinin ekonomik hareketliliği bundan etkileniyor.

Çünkü ekonomi bir zincirdir.

Fabrikada başlayan daralma, bir süre sonra çarşıya iner.

İşsiz kalan veya gelir kaybına uğrayan insan daha az harcar.

Daha az tüketim, daha az ticaret demektir.

Daha az ticaret ise Bartın’da ekonomik canlılığın azalması demektir.

Bu nedenle tekstil sektörünü yalnızca tekstilcilerin problemi olarak görmek büyük bir hata olur.

Dünya değişiyor, rakipler çoğalıyor

Türkiye yıllarca Avrupa’nın önemli tekstil ve hazır giyim tedarikçilerinden biri oldu.

Hızlı üretim, kaliteli ürün, Avrupa’ya coğrafi yakınlık ve güçlü üretim altyapısı Türkiye’nin en önemli avantajlarıydı.

Ancak bugün dünya pazarı değişiyor.

Mısır başta olmak üzere farklı ülkeler Türkiye’nin karşısına daha güçlü fiyat avantajlarıyla çıkıyor.

Üstelik bu ülkelerde yatırım yapan Türk şirketlerinin sayısının da arttığını görüyoruz.

İTHİB verilerine göre Mısır’a yapılan tekstil ihracatı 2025 yılında 567 milyon dolara ulaşarak bir önceki yıla göre yüzde 23 arttı.

Bu tablo bize bir şeyi açıkça gösteriyor:

Rekabet artık sadece Türkiye’deki fabrikalar arasında yaşanmıyor. Bartın’daki fabrika, Kahire’deki, Şam’daki veya dünyanın başka bir ülkesindeki fabrikayla aynı müşterinin siparişine talip oluyor.

İşte asıl mesele burada başlıyor.

Bartın’ın yetişmiş iş gücünü kaybetmemeliyiz

Yıllardır tekstil sektöründe çalışan, işi bilen, üretim tecrübesi kazanmış binlerce insanımız var.

Özellikle kadın emeği Bartın tekstil sektörünün en önemli unsurlarından biri.

Bu insanlar sadece birer çalışan değil.

Aynı zamanda yıllar içerisinde yetişmiş birer üretim değeridir.

Bir fabrikanın kapanmasıyla sadece bugünkü istihdamı kaybetmeyiz.

Yetişmiş iş gücünü de kaybederiz.

İnsanlarımız başka şehirlere gitmek zorunda kalabilir.

Gençlerimiz Bartın’da gelecek göremeyebilir.

Bu nedenle bugünden önlem alınması gerekiyor.

TSO seçimleri bu nedenle önemli

Önümüzde Bartın Ticaret ve Sanayi Odası seçimleri var.

Ben bu seçimlerin sadece başkanlık ve yönetim kurulu seçimi olarak görülmemesi gerektiğini düşünüyorum.

Çünkü Bartın’ın önümüzdeki dönemde karşı karşıya kalacağı ekonomik sorunların başında üretim, istihdam, finansmana erişim ve ihracat geliyor.

Bu nedenle TSO’da kim görev alırsa alsın, tekstil sektörünün yaşadığı sorunları gündeminin önemli başlıklarından biri yapmak zorunda.

Burada aday olan başkanlara da önemli bir çağrım var:

Bartın’ın tekstil sektöründeki alarmı duyun.

Bu konu seçim döneminde birkaç cümleyle geçiştirilecek bir mesele değildir.

Artık Ankara’nın kapısı daha güçlü çalınmalı

Bartın Ticaret ve Sanayi Odası, Organize Sanayi Bölgesi yönetimi, sektör temsilcileri, yerel yönetimler ve milletvekillerimiz bir araya gelerek somut bir çalışma ortaya koymalıdır.

Hazırlanacak bir sektör raporu ile;

* Bartın’daki tekstil işletmelerinin mevcut durumu,

* İstihdam kaybı riski,

* İhracatçı firmaların karşılaştığı sorunlar,

* Enerji ve finansman maliyetleri,

* İşçilik maliyetleri,

* Sipariş ve kapasite kullanımındaki değişimler,

* Yetişmiş iş gücünün korunması,

* Yatırım ve istihdam teşvikleri

tek tek ortaya konulmalıdır.

Sonrasında bu rapor Organize Sanayi Bölgesi Müdürlüğü, ilgili bakanlıklar, İŞKUR, SGK, Ticaret Bakanlığı ve Hazine ve Maliye Bakanlığı nezdinde gündeme taşınmalıdır.

Gerekiyorsa Cumhurbaşkanlığı düzeyinde de Bartın’ın bu meselesi anlatılmalıdır.

Çünkü bugün tekstil sektöründe istihdamı korumaya yönelik destek mekanizmaları da gündemde. İTHİB’in güncel duyurusunda tekstil, hazır giyim ve bazı ilişkili imalat alanlarında istihdamı korumaya yönelik aylık 3 bin 500 TL tutarındaki desteğin sürdürüldüğü belirtiliyor.

Ancak Bartın’ın ihtiyacı yalnızca mevcut desteklerin uygulanması değil, şehrin üretim ve istihdam yapısına özel çözümlerin geliştirilmesidir.

Beklentimiz çok basit.

Biz tekstil fabrikalarına ayrıcalık istemiyoruz.

Kimseye haksız bir avantaj verilmesini de istemiyoruz.

İstediğimiz şey, Türkiye’nin ve özellikle Bartın’ın üretim gücünü koruyacak adil, sürdürülebilir ve uygulanabilir politikaların hayata geçirilmesidir.

Çünkü bugün bir fabrikanın ayakta kalması, sadece fabrika sahibinin kazanması değildir.

O fabrikada çalışan annenin kazanmasıdır.

Çocuğunun eğitimine devam edebilmesidir.

Esnafın iş yapmasıdır.

Devletin vergi ve SGK geliri elde etmesidir.

Bartın ekonomisinin canlı kalmasıdır.

Bu mesele siyaset üstü bir Bartın meselesidir

Benim çağrım bütün TSO başkan adaylarına, sanayicilerimize, iş insanlarımıza ve şehrin karar vericilerinedir:

Tekstil sektörünü seçimden seçime konuşmayalım.

Bugün Bartın’da tekstil sektörünün geleceği için bir masa kuralım.

Sorunları tespit edelim.

Raporlayalım.

Ankara’nın kapısını birlikte çalalım.

Çünkü yarın bir fabrikanın kapısına “üretim durduruldu” tabelası asıldığında, iş işten geçmiş olabilir.

Türkiye’nin tekstil ve hazır giyim sektöründe son yıllarda yaşanan istihdam kaybı, bunun artık yalnızca Bartın’a özgü bir mesele olmadığını gösteriyor.

Ama küçük şehirlerin bu tür küresel rekabet sorunlarını daha ağır hissettiği de bir gerçek.

Bartın’ın üretim gücünü, tekstil sektörünü ve yetişmiş iş gücünü kaybetmeye tahammülü yok.

TSO seçimleri bunun için bir fırsat olabilir.

Şimdi mesele, bu fırsatın gerçekten Bartın’ın ekonomik geleceği için kullanılıp kullanılmayacağıdır.

Bartın’da tekstil için alarm zilleri çalıyor
0
bartinstar

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter