1. Haberler
  2. YAZARLAR
  3. İflas mı, konkordato mu?

İflas mı, konkordato mu?

bartinstar
featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Bugün alınacak doğru hukuki tedbirler, yarının iflaslarını önleyebilir.

BARTINSTAR/HUKUK
AVUKAT SEMİH SARGIN YAZDI

Ekonomide yaşanan gelişmeler bazen rakamlardan ibaret değildir. Enflasyon oranları, faiz kararları, döviz kurları veya büyüme verileri yalnızca ekonomistlerin tartıştığı teknik konular gibi görünse de, aslında her biri bir fabrikanın bacasının tüterek üretime devam edip etmeyeceğini, bir esnafın kepengini açıp açamayacağını ve binlerce çalışanın işini koruyup koruyamayacağını belirleyen hayati göstergelerdir.

Son yıllarda ülkemizde yaşanan ekonomik daralma, finansmana erişimde yaşanan güçlükler, yüksek kredi maliyetleri ve küresel piyasalardaki belirsizlikler, birçok işletmeyi ciddi bir ödeme sıkıntısıyla karşı karşıya bırakmıştır.

Özellikle demir-çelik, tekstil, inşaat ve ihracata dayalı sektörlerde faaliyet gösteren firmalar; artan maliyetler, tahsilat sorunları ve azalan ihracat nedeniyle nakit akışlarını yönetmekte zorlanmaktadır. Üretim yapan, sipariş alan ve çalışan istihdam eden birçok işletme, kâğıt üzerinde güçlü görünmesine rağmen günlük finansman ihtiyacını karşılayamadığı için ciddi bir mali darboğaz yaşamaktadır.

Bugün artık iş dünyasında en çok duyduğumuz kavramlardan biri de konkordato olmuştur.

Ancak toplumda hâlâ önemli bir yanılgı bulunmaktadır.

Konkordato ilan eden bir şirketin iflas ettiği düşünülmektedir.

Oysa hukuken durum bunun tam tersidir.

Konkordato, iflas değil; iflası önleyen hukuki bir mekanizmadır.

Konkordato; mali yapısı geçici olarak bozulan ancak faaliyetlerini sürdürebilecek güce sahip işletmelere, mahkeme denetiminde yeniden yapılanma imkânı sağlayan modern bir hukuk kurumudur.

Amaç şirketi kapatmak değil, yaşatmaktır.

Çünkü bir şirketin iflas etmesi yalnızca ortaklarını ilgilendirmez.

O işletmede çalışan işçileri, hammadde sağlayan tedarikçileri, alacağını bekleyen küçük esnafı, bankaları ve hatta bulunduğu şehrin ekonomisini de doğrudan etkiler.

İşte bu nedenle konkordato, sadece borçluyu değil; ekonomik düzeni de koruyan önemli bir hukuki sistemdir.

Hukuki koruma kalkanı

Mahkeme konkordato talebini uygun gördüğünde önce geçici mühlet kararı verir.

Bu süre gerekli hâllerde uzatılabilir.

Ardından şartların oluşması hâlinde bir yıllık kesin mühlet ve gerektiğinde altı aya kadar uzatma kararı verilebilir.

Böylece şirket yaklaşık 17 ila 23 aya varan bir hukuki koruma sürecine girmiş olur.

Bu süreçte;

  • İcra takipleri durur.
  • Yeni takiplerin başlatılması önemli ölçüde engellenir.
  • Haciz işlemleri uygulanamaz.
  • Şirket malvarlığının parçalanmasının önüne geçilir.
  • Rehinli malların satışı da kanunun öngördüğü sınırlamalara tabi olur.

Kısacası şirket nefes alabilecek bir zaman kazanır.

Ancak burada önemli olan husus şudur:

Bu süre, borçlardan kaçmak için değil; borçları ödeyebilmek için verilmektedir.

Konkordatonun amacı borç silmek değildir.

Toplumda en fazla yanlış bilinen konulardan biri de budur.

Konkordato, borçların ortadan kaldırılması anlamına gelmez.

Tam aksine borçların ödenmesini mümkün hâle getiren hukuki bir yeniden yapılandırma sistemidir.

Mahkemeye sunulan konkordato projesinde şirket, hangi borcu ne kadar sürede ve hangi ödeme planı içerisinde yerine getireceğini ayrıntılı olarak ortaya koyar.

Uygulamada 24 ay, 36 ay ve benzeri vadelerde ödeme planları hazırlanabilmektedir.

Mahkemenin tasdik kararı sonrasında şirket bu plana uymak zorundadır.

Hazırlanan projelerde alacaklıların zarar görmemesi, eşitlik (garame) ilkesinin korunması ve hakkaniyet esas alınmaktadır.

Bazı dosyalarda ise alacakların enflasyon karşısında değer kaybetmemesi amacıyla yasal faiz hesaplamalarına da yer verilmektedir.

Dolayısıyla konkordato, borçlunun korunması kadar alacaklının hakkının korunmasını da amaçlayan dengeli bir hukuk mekanizmasıdır.

2027 yılı işletmeler açısından kolay geçmeyecek

Bir hukukçu olarak son aylarda yaptığımız görüşmeler, şirketlerin mali tabloları ve piyasadaki ödeme alışkanlıkları dikkate alındığında önümüzdeki döneme ilişkin ciddi riskler bulunduğunu üzülerek gözlemliyorum.

Özellikle Anadolu’da faaliyet gösteren orta ve büyük ölçekli işletmeler açısından 2027 yılının ilk çeyreğinde ödeme güçlüğü yaşayan firma sayısında önemli bir artış yaşanabileceği kanaatindeyim.

Bartın’da faaliyet gösteren firmalarımız da bu gelişmelerden bağımsız değildir.

Nakit akışındaki bozulma, tahsilat problemleri, artan işletme giderleri ve finansman maliyetleri birçok işletmeyi zorlamaktadır.

Bu nedenle mali sıkıntıya düşen şirketlerin geç kalmadan mali müşavirleri ve hukukçularıyla birlikte hareket etmeleri büyük önem taşımaktadır.

Çünkü konkordato, son çare değil; doğru zamanda başvurulduğunda şirketleri iflastan kurtarabilecek en önemli hukuki güvence mekanizmalarından biridir.

Son söz

Ekonomik krizler gelir ve geçer.

Ancak yılların emeğiyle kurulan şirketler doğru zamanda doğru hukuki adımlar atılmazsa geri dönüşü olmayan kayıplarla karşı karşıya kalabilir.

Unutulmamalıdır ki konkordato, ticari hayatın sonu değil; yeniden ayağa kalkabilmenin hukuk tarafından tanınmış ikinci bir şansıdır.

Bugün alınacak doğru hukuki tedbirler, yarının iflaslarını önleyebilir.

İflas mı, konkordato mu?
0
bartinstar

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

KAI ile Sohbet Et

Yapay zeka asistanı
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.