Kendinize gelin efendiler… Kent mimariniz neden yok!

Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Lafı dolaştırmadan soralım;

Büyük şehirlere benzeyen bir küçük şehir mi yoksa kendi kimliğini masaya koyan, küçük olmanın avantajlarıyla herkesin yaşamak isteyeceği bir kent mi arzuluyoruz.

Seçim zamanı adayların, seçmene neler vadettiklerine bakıyorum. Kulağa hoş gelen şeyler de var, “bu da seçim vaadi olur mu canım” dedirten de…

Lakin şehir kimliğine uygun mimari bir kimlikten bahsedeni duymadım. Varsa yoksa imar planında kime kaç kat verilmiş, kimin beton yığma talebi törpülenmiş, kime kıyak geçilmiş.

Reis “Şehirlere ihanet ettik” derken neyi kastediyordu?

Şehir kimliğini yok eden her yeri betonla doldurma mantığından elbette. Bu durum İstanbul’un bugün, yarın ve gelecek on yıllarda konuşulacak, kınanacak en önemli konusu.

Peki ya Bartın. İstanbul’un bir ilçesi değil, sadece bir semti büyüklüğündeki bu küçük şehri çekici kılmak için ne yapmak gerekir?

Büyük şehrin küçük kopyası olmak yerine, küçük şehrin özgüveni yüksek cennet köşesi olmak çok mu romantik bir bakış açısı olacak?

Olmaz tabi ki.

Şehrimiz sanayide teşvik bölgesi. Onca istihdam oluşturan küçük büyük pek çok işletmeye, fabrikaya ev sahipliği yapıyor.

Peki bu işletmelerin şehir dışındaki sahipleri, “Büyük şehirden çok yorulduk. Orada Bartın diye bir yer var. Şirin, önünde bahçesi olan, kıyısında domates yetişen, herkesin mutlu yaşadığı bir şehir… Gider orada yaşarım” der mi?

Demez.

Her boş köşeye koca koca çirkin inşaatlar yapmaktan ne zaman vazgeçeceğiz. Her boş kuytuya “bir daire daha sığdırmak için hangi köşeden kırpacağız” anlayışıyla mantar gibi yükselen ve hiçbir mimari özelliği olmayan taş binaları ne yapacağız.

Bundan 150-200 yıl önce mimari kimliği öne çıkaran, dedelerimizden hiç mi utanmayacağız?

Yüzyıllar önce Safranbolu’yu birbirinden güzel mimari yapılarla donatan atalarımızdan da ders olmayacağız?

Bartın kimliğine uygun yeni, modern ve estetik mimari anlayışını anlatan siyasetçi olmayacak mı?

Büyük şehre benzeyen küçük vilayet yerine kendi motiflerini sokaklarına, caddelerine işleyen…

Hala arastaların ayakta durduğu kent kimliğini yok ederek nereye kadar devam edeceğiz.

Rakamları duyuyoruz, şehirde 200, 300 tane müteahhit inşaat yapıyor. Artan nüfusa orantılı şehrin sorunları büyüyor. Böyle mi devam edeceğiz Allah aşkına, anlatın hele.

Şehrin kimliğini, şehrin geçmişinden alacak mimariyi konuşmayacak mıyız hiç.

Elbette herkesin temiz su içmesini sağlayacaksınız, yollarına taş döşeyeceksiniz. Doğumdan ölüme insanla ilgili tüm ihtiyaçları gidermek asli görev.

Ama çocuklarımıza bırakacağımız kadim topraklarla ilgili fark yaratan, vizyonu, misyonu, 100 yıl sonrası olan, estetiği, kimliği olan, Sular Şehri’ni anlatan, Paflagonya’yı anımsatan, Bartın’ı duyanların hemen hatırlayacağı renkleri olan fikri olan yok mu?

Yıllar önce İtalya’nın küçük bir şehri Siena’yı gitmiştim. Tam Bartın kadar küçük bir butik şehir. Ama sokaklarını gezdiğinizde sizi Roma dönemine kadar götürüyor. Kentin güzelliği, tarihi dokusuna sıkı sıkıya sahip çıkan estetik mimarisi… Gelir düzeyi yüksek, mutlu insanları her köşede görmek mümkün.

Bizim neden böyle bir hedefimiz yok.

Lafı gelince “eğitim şehri” demeyi pek bir seviyoruz. Eğitimde farkındalık oluşturacak projesi olan var mı?

İstanbul Bahçelievler’in de bir imar planı vardı ama bugün ilçede hiç bahçeli ev kalmadı. Her metrekaresi ranta teslim oldu.

İnsanlara mutlu olabilecekleri zengin yaşam alanları sunmadan nasıl başaracağız. Anlatmak isteyen var mı?

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
0
vir_sl_
Virüslü
Kendinize gelin efendiler… Kent mimariniz neden yok!

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir