1. Haberler
  2. BARTIN
  3. “Türklerin tarihi yazılmadan dünya tarihi yazılmaz” derdi

“Türklerin tarihi yazılmadan dünya tarihi yazılmaz” derdi

bartinstar
featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Türkiye’de “sıkıcı” damgasını yemiş tarih anlatımını büyük kitlelere sevdiren tanınmış tarihçi Prof. Dr. İlber Ortaylı, bugün İstanbul’da son yolculuğuna uğurlanıyor. Onu anlatmak için herkes bir anılarını anlatıyor, büyük tarihçiyle vedalaşıyor.

1989’da Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde İlber Hoca’nın öğrencilerinden biri de Bartınlı iş insanı Kubilay Çak olmuştu. Kubilay Çak, İlber Hoca’dan kendisinde kalan anılarını BartınStar için kaleme aldı:

“Amerika, İngiltere, Almanya üniversitelerinde ders vermişti ve ‘hiçbiri sizden daha zeki daha akıllı değil” derdi. Farsça için “Türk dilinin temel taşlarından biri” ifadesini kullanır, öğrencilere ikinci dilin önemini anlatırdı. Siyasalın ikinci katında hocalarla yüksek sesle ve kahkahalar eşliğinde sohbet eder, “Hödük çevresine uyum sağlayamayandır” derdi.

BARTINSTAR/GÜNDEM

Tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybeden Prof. Dr. İlber Ortaylı, bugün İstanbul’da büyük bir törenle son yolculuğuna uğurlanacak. Cenaze programı için sabah saat 09.00’dan itibaren İstanbul’da pek çok cadde trafiğe kapatılacak.

1989 Ankara Siyasal öğrencilerinden Kubilay Çak, İlber Hoca’dan geriye kalanları kaleme aldı. “Şafak Oteli” ve “Kasabada Bir Salı” adlı romanlarından tanıdığımız Kubilay Çak’ın o yazısı:

xxx

İLBER HOCA

1989 yılında Siyasal Bilgiler Fakültesi’nin (SBF) uzatmalı öğrencileri olarak değerli arkadaşım Orhan’la beraber İlber Ortaylı’nın derslerini izleme şansını yakalamıştık. 12 Eylül faşizminin aydın kıyımında öncelikle SBF iktisat bölümü hocaları -Tuncer Bulutay, Korkut Boratav, Cem Eroğul 1042 ile uzaklaştırılmış, bu kıyımı protesto eden bazı akademisyenler de istifa etmişti. SBF’den uzaklaştırılan ve istifa eden akademisyenler 40 civarındaydı ve istifa edenler arasında İlber Ortaylı’da vardı.

Ortaylı 1989’da geri döndüğünde entelektüel çevrelerde bilinen bir isimdi ama kitlelerce tanınması, televizyonun ve sosyal medyanın büyülü elinin dokunmasından sonra oldu. İlber Hocanın derslerini arkadaşımla beraber takip etmiştik çünkü o “Eski” Mülkiye’nin havasını yeniden estiren bir hocaydı. İlber Hoca dönmüştü ama bıraktığı Mülkiye’yi “Eski” öğrencilerini bulamamıştı.

Geçmişe dönüp hafızamı yokladığımda İlber Hoca’nın dersleri öğrencileri için zor, geçilmez değildi. Sınava giren kağıda bir şeyler yazan her öğrenci geçer not alıyordu. Derdi ki, “Geçmişte Mülkiye’yi Mülkiye yapan öğrencilerinin seçkinliğidir.”

Kıyıma uğramadan önce özellikle İstanbul’un seçkin lise ve kolejlerinin tercihi olan SBF kontenjanlarının ikiye-üçe katlanması, hoca kıyımı ve diğer nedenlerle tercih sıralamasında gerilere düşmüştü. Dil bilen öğrenci sayısı çok azdı ve belki de bu yüzden Hoca, dil bilmenin önemini her fırsatta vurgular ve en az iki dil derdi. O sınıfın yaş ortalaması yirmi-yirmi bir yaş idi ve ona göre o yaşa kadar iki dilin çoktan öğrenilmesi gerekirdi. Gözlerini kısar, “Kaşınacağınıza dil öğrenseydiniz” derdi ve “Yirmibeşinden sonra bir yabancı dili öğrenmek adamakıllı zordur. Erken yaşlarda öğrenilen kelimeler hafızada kalır ama belli bir yaştan sonra yeniden ve yeniden öğrenmek zorunda kalırsınız” derdi.

O derslerde, Tanzimatın basit bir batılılaşma taklidi olmadığını, belediye teşkilatları gibi önemli kurumların Tanzimat’la ülkemize geldiğini öğrenmiştik. SBF basımı mahalli idareler kitabı o dönemde, Tanzimat ve sonrası ile ilgili önemli ve az sayıda kaynaktan biriydi. Bağdat demiryolunun inşaatını anlatan “Osmanlı İmparatorluğundaki Alman nüfuzu” Abdülhamit dönemi Osmanlısını anlatan önemli bir çalışmaydı.

İstifa ettikten sonra, Amerika, İngiltere, Almanya üniversitelerinde ders vermişti ve “Hiçbiri sizden daha zeki daha akıllı değil” derdi sınıfa. Kendimize güvenmeliydik.

“Sınıfta önemli öğrenciler var ama kalabalıktan öne çıkamıyorlar, kapasite üstü bir eğitim anlayışı üniversiteyi bitirir” derdi. Ona göre, ara eleman, teknik eleman yetiştirmek üniversite eğitimi kadar önemliydi.

“Farsça, Türk dilinin temel taşlarından biridir” derdi. “Türk dilinin oluşması, Farslarla girilen bin yıllık bir ilişki sürecinde oluşmuştur” derdi. Latince ve İtalyanca bilmek Osmanlı tarihi araştırmasında kilit dillerdi ona göre. Osmanlı tarihini yazabilmek için Vatikan arşivleri son derece önemliydi. “Türklerin tarihi yazılmadan dünya tarihi yazılmaz” derdi. “Çin, Orta Asya, Karadeniz, Akdeniz ve Avrupa tarihlerini Türkleri es geçerek yazamazsınız” derdi.

Tarihi öğrenmek ancak karşılaştırmayla mümkündür derdi. “Ülkeler birbirinden bağımsız değildir, 19 Yüzyıl Osmanlısına bakarken, Almanya’da, Fransa’da, İngiltere’de, Rusya’da, Mısır’da neler olmuş, diğer bölgelerde hangi gelişmeler olmuş karşılaştırmak lazımdır” derdi.

Soğuk bir Ankara gününde sınıfa girmiş, “Gezin, fırsat bulduğunuz her zaman gezin bak ben şimdi Ankara kalesinden geliyorum. Okulu bitirip işe girdiğinizde gezmeye vakit bulamazsınız. Elma yiyin ama çevreyi gezin.”

Sonradan popüler olan öğütlerini de zaman zaman sınıfta tekrarlardı; “Evlenip mobilya alıyorsunuz sonra o mobilyaların üstünde hasta hasta oturuyorsunuz. Gençlikte parayı, mobilyaya ona buna değil, gezmeye harcayın.”

Toplum olarak haritaya bakmadığımızı ve coğrafyayı sevmediğimizi söylerdi. Haritaya bakmak, coğrafya ve tarih öğrenmek ve kedi gibi değil bilerek gezmek öğrencilerine sık tekrarladığı öğütlerdi.

Siyasalın ikinci katındaki hoca odalarının bulunduğu koridorda yakaladığı hocalarla yüksek sesle ve kahkahalar eşliğinde sohbet ederdi. “Hödük çevresine uyum sağlayamayandır” derdi.

İlber Hoca, o tek televizyon kanallı – belki de ikinci kanal yayına başlamıştı – sınırlı iletişim imkanlarının olduğu günlerde bu kadar popüler olacağını, tarihi geniş kitlelere sevdireceğini öngörmüş müydü bilinmez ama “İsteseydim yurtdışında kalırdım. Ben Türkiye’de yaşamak istiyorum” derdi.

Yaşamımın kısa bir kesitinde derslerini takip etme onu biraz olsun tanıma imkanımın olması benim için büyük şanstı. Güle güle değerli Hocam. Yolun açık olsun.

 

“Türklerin tarihi yazılmadan dünya tarihi yazılmaz” derdi
0
bartinstar

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter