h Dolar %
h Euro %
h Altın (Gr) 495,61 %0,28%
h Çeyrek Altın 805,00 %0,12%
a İmsak Vakti 02:00
Bartın 26°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
Bartın, Karabük, Zonguldak, Kastamonu, Çaycuma, Devrek, Safranbolu ve Çevresinde İlk ve Tek Finans Kuruluşu ELF FİNANS.
Turhan Öztürk

Turhan Öztürk

07 Haziran 2021 Pazartesi

Amasra-1 kuyusu ve doğalgaz keşfi…

1

BEĞENDİM

ABONE OL

Cumhurbaşkanı Erdoğan önceki gün açıkladı, Amasra-1 kuyusunda 135 milyar metreküp doğalgaz keşfedildi.
Müjde açıklaması o kadar konuşuldu ki, habercilerin haberleri tık alamadı. Çünkü herkesin yazılanlardan daha çok bilgisi vardı. Sosyal medyada pek çok kullanıcı kendi haberciliğini yaptı. Merak edecek bilgi kalmayınca habercinin yazdıkları aut oldu.
Ancak müjde ve keşif haberlerini kanıksadık mı, konu istismar mı edildi, yoksa çıta mı yükseldi bilemiyorum ama olay bazı sosyal medya kelamşörleri eliyle küçümsendi.
“Şimdi doğalgaz faturalarımız mı düşecek. Bize ne faydası olacak?” gibi küçümseyici mesajlarla önemsizleştirilmeye çalışıldı.
Bu durum ilginç bir şekilde karşılık buldu. Oysa bu iktidar, doğal kaynak araştırması konusunda dünyada ender ülkelerin sahip olduğu olanakları kazandırarak önemli bir çalışmaya imza attı.
Alman DW (Deutsche Welle) AK iktidar döneminde verilen müjdelerin listesini yayınlayarak konuyu değersiz göstermek istedi.
İktidardan hazzetmeyenler de bu argümanı bolca kullandı.
İktidar partisi bu konuda bazı hatalar da yaptı.
Eski Enerji Bakanı Zeki Çakan bile ilk veri açıklamalarının erken ve yanıltıcı olabileceğini düşünüyor ve dillendiriyor.
Ama Amerika’dan Avrupa’ya dünya medyası, doğalgaz keşfi nedeniyle Amasra’nın adını sayfasına taşıdı. Bu bile değerlidir bana göre.
Ancak siyaset edenler, doğalgaz keşfi haberlerini küçümsemek yerine, bu alanda daha fazla çalışma yapacaklarını topluma anlatarak iddiasını ortaya koymalıdır. Sulandırıcı ifadeler günlük siyasette işe yarayabilir, ama seçim sattı mahallinde işe yaramaz.
Tutarlılık böyle kazanılır.
Belki o zaman anketlerde “En büyük sorun ekonomik kriz” cevabına karşılık “Kim çözer?” sorusunun yanıtı değişebilir.

xxx

Yaşar Alphan, Murat İzler ve diğer kalemşörler

İktidara çalışıyor deseniz, sabah akşam iktidar politikalarına çakıyorlar…
Müzmin muhalif deseniz, muhalefet partilerine de yükleniyorlar.
Her konuda bilgileri, fikirleri, belgeleri var.
Detaylara çalışıyorlar.
Her şeye muhalifler.
En olmadık konuda öyle bir yayın yapıyorlar ki, iddialı bir açıklamayı kadük bırakabiliyorlar.
Hiç katılmadığım fikirler de ortaya koyuyorlar, katıldıklarım da oluyor haliyle.
Ama her dönem ilgi çekmeyi başarıyorlar.
E tabi oturdukları yerden her şeye maydanoz olmanın bir bedeli var, bol miktarda hasım biriktirdikleri, çok kişiyi sinir ettiklerini söylememe gerek yok.
Bu işten para kazanmıyorlar.
Habercilerden daha haberci, köşe yazarlarından daha yorumcu.
Kendilerine ait yayın organları da yok.
Yaşar Bey bir gazetede, Murat Bey de bir internet adresinde zaman zaman köşe yazıyor ama oralarda polemiklere çok girmiyorlar.
Sosyal medyayı iyi kullanıyorlar, siyasetçilerden daha çok görünmeyi başarıyorlar.
Bunu neden yapıyorlar, onca zamanı nasıl buluyorlar bilmiyorum.
Kuşkucular.
Sorgulayıcılar.
Ters bakıcılar.
Fenomen diyeceğim, fazla iddialı.
Ama kendine münhasır oldukları kesin.
Açıkçası ben bu iki delikanlının iştahlı hallerinden faydalanıyorum. Bazen öyle bir farklı bir bakış atıyorlar ki, değme habercilerin göremedikleri detayı ortaya seriyorlar.
Bazen Bartınstar’ın haberlerini de dillerine doluyorlar, eleştiriyorlar…
Her ne olursa olsun, çok sesliliğin unsurları onlar.
Fikirlerine katılmak zorunda değilsiniz, haber tarafsız yorum hür sonuçta.
Herkes kendini ifade etmekte özgür değil mi?

xxx

Şu polen sorunsalı… Yüzlerce kişi hastanelik oldu!

Günlerdir havada uçuşan beyaz tüyler var, fark etmişsinizdir…
Polenler…
Mevsimsel, kavak ağaçlarından her yere yayılan polenler nedeniyle alerjisi olan yüzlerce kişinin hastanelik olduğunu biliyor musunuz?
Bilemezsiniz, çünkü bu tür konular devlet sırrı gibi basından saklandığı için asla gerçek bilgiyi vermezler. Saklamak en kolay yoldur.
Çünkü saklamazsan, önlem almak için çaba göstermeniz gerekir.  E o da olmayınca…
Saklayınca kimse görmüyor sanıyorlar.
Çocukların saklambaç oynarken kendi avuçlarının arkasına saklanması gibi…
Hal bu ki, yerel yönetimlere bu konuda görevler düşüyor.
Anlayış şu; ne gerek var canım, şimdi onunla mı uğraşacağız. Hele pandemi gibi büyük bela varken…
Eziyet çekenlere bir önerim var; siz de örgütlenip varlığınızı hatırlatmalısınız.
Yoksa kimseler sizin için kılını kıpırdatmaz bilesiniz.
xxx

Günlük gazeteler ve reklam verenler

Bartın’da günlük yayın yapan gazetelere bakıyorum. Hepsinin birinci sayfasının büyük bölümü ilanlarla kaplı.
İç sayfalara bakıyorum, o kadar ilan yok. Yani reklam veren, ille de birinci sayfa diye tutturuyor anlaşılan.
Değerli reklam verenler, biliyorum hepiniz ilanınızın en üstte ve en önde yer almasını istiyorsunuz. Ancak birinci sayfa diye tutturarak gazetenin gazete gibi çıkmasını engelliyorsunuz.
Gazeteleri gösteren manşetlerdir.

Gazetelerin çoğu hakkıyla, layıkıyla bir manşet çalışamadığı için gazetenin görünür ve okunurluluğu düşüyor.
Dolayısıyla reklamın değeri düşüyor.  İç ya da arka kapakları düşünmelisiniz bence.
Stratejik düşünün.
Sevgili günlük gazete yapıcıları; siz de çalışılmış, iyi dizayn edilmiş manşetler çıkartın.
Bakıyorum, çoğunuz kolaycılığa ya da servis haberlerine kaçıyorsunuz. (Zaman zaman iyi manşetler çalışan arkadaşları tenzih ederim…)
Biraz özen lütfen.
xxx

Ebru Baki’ye açık mektup

Biraz da TV dünyasına dalalım…
Son dönemin öne çıkan haber kanalı kuşkusuz Habertürk. Fatih Altaylı, Kübra Par başarılı işler çıkarıyor.
Ancak her sabah Para Gündem programıyla ekrana gelen Ebru Baki’yi birileri uyarması gerekiyor.
Allah aşkına konukların konuşurken mırıldanmayı kes.
Onların cümlelerini tekrarlamayı bırak.
Tamam, anlatılan konuyu sen de biliyor olabilirsin; ancak bırak da konuğun anlatsın.
Daha doğrusu anlatabilsin.
Anladık, elbette cevabını almak istediğin konuya yönlendireceksin. Ancak cümlelerin arasında bu kadar olma. Bazen hayretler içinde kalıyorum, adamın cümlesinin içine öyle bir giriyorsun ki, ne anlatılan konu kalıyor ne de senin kurduğun cümlenin anlamı!
Yapma…

Devamını Oku

Sevgili Joe…

2

BEĞENDİM

ABONE OL

Sevgili Joe…

Mektubuma başlamadan önce hürmet eder gözlerinden öperim.

Duydum ki Amerikan başkanlığı kesmemiş, tarihçiliğe soyunmuşsun. Demek ki Beyaz Saray yeterince maaş vermiyor. Hayırlı işler bol kazançlar dilerim.

Bizim ahali boy boy Amerikan tarihine ilişkin büyük günahları paylaşıyor. Nefretini dile getiriyor.

Biliyorum ki sen onları hiç duymayacaksın. Çünkü pürü pak geçmişin nedeniyle böyle lüzumsuz işlerle meşgul olmazsın. Özgürlüklerin ülkesi olarak suç ve günah işlemek Amerikalılara serbest.
Eğer öyle olmasaydı ülken, İkinci Dünya Savaşı’nda süngüsü zaten düşmüş Japon şehirleri Hiroşima ve Nagazaki’ye atom bombası atmazdı. İnsanları, kurbağaları, karıncaları öldürmezdi.

Attın ki kimse bir daha sana karşı gelemesin.

Başardın da. Aradan kaç yıl geçti, kimseler “Amerika soykırım yaptı” falan demiyor. Demeyi aklından geçirmiyor. Çünkü derse biliyor ki, öfkelenip iki bombacık da oraya atarsın değil mi?

Kuşları, kelebekleri, sincapları öldürebilirsin.

Afganistan, Lübnan, Panama, Nikaragua’da işlenen suçları saymıyorum. İran, Irak, Suriye, Libya’da yaptırdığın katliamlar aklıma bile gelmiyor.

Sahi, sizin topraklarınızda Kızılderili insanlar yaşardı, nereye kayboldu onlar?
Tatile mi çıktı?

xxx

Sevgili Joe.

Niyetim acıları yarıştırmak değil tabi ki. Türkiye’de tarihçiler günlerdir 1915’te yaşananları anlatıyor. Sizin engin arşivlerinizde de vardır benzer bilgiler, FBI’a söyle de çıkarsınlar kayıtları.

Benim o kadar bilgim yok ama şunu biliyorum; senin o Konstantinapolis dediğin yer var ya…

O isim Ortağaç’da kaldı. Biz oraya İstanbul dediğimizde Amerika daha keşfedilmemişti.  Belli ki Ayasofya kararı çok incitmiş seni, ondan…

O şehirde Ermeni Patrikhanesi de var biliyor musun?

Senin ülkende siyahların burnuna halka takıp pazarlarda satarlarken, Ermeniler İstanbul’da kiliselerine gidip ibadet ediyor yüzyıllardır. İnançların başkenti yani bizim İstanbul.

Halen de öyle.

xxx

Hatırlar mısın, sizin siyahi bir başkanınız vardı, Hüseyin Barack Obama. İlk ziyaretini Türkiye’ye yapmış, hatta bizim Erkan bebek burnunu sıkmıştı.

Erkan bebek dediğime bakma, şimdi eşşek kadar adam oldu. Senin sözlerine de çok içerledi bilesin. Hani o tarihlerde 1915 büyük felaketti (meds yeghern), senden önceki 28 başkan da öyle söylüyordu.

Sen neden soykırım falan dedin Joe. Seni mi kandırdılar onları mı?

Yoksa o zamanlarda bu kadim topraklar, kurmuş olduğunuz kirli düzene itiraz etmiyor muydu? İncirlik Üssü’ne çok mu muhtaçtınız?

Yani sizin oralarda tarihi kayıtlar, ülkenizin çıkarına göre yeniden mi yazılıyor? Çıkarlar bozulunca tarihi bilgelerde mi değişiyor.  Gegorge Orwell’in 1984 romanını mı okudun sen?

Öyle şey olur mu Joe. Komik oluyorsun.

Allah muhafaza şu S-400’leri bir aktive edersek sen şu gariban Bartın için de Parthenia falan demeye kalkarsın…

Aslında sana bu mektubu yazmayacaktım. Ama soykırım kelamı için “Bir daha tekrarlanmasın diye söylüyorum” dedin ya… İşte onu demeyecektin.

Bizim buralarda bir laf var, derler ki “tarih tekerrürden ibarettir…”

Bak onu hatırlattın şimdi. Bizim topraklar eksiden kocaman bir imparatorluktu. Yani Akdeniz’i, Karadeniz’i iç deniz yapacak kadar büyük.

Ya tarih tekerrür ederse.

O zaman sen düşün işte. Güç ve zenginlik el değiştirirse bizim Erkan Bebek o zaman sizin nerenizi sıkar bir düşün hele.

Olmadı Joe, kalbimizi kırdın. Ayıp ettin.

Şimdi bizimkiler Moskova’ya biraz daha sık gitmeye başlarsa n’olacak. Ayıkla pirincin taşını.

Soykırım moykırım karıştırmasaydın keşke, Silvester’ı göndersen olurdu. Arnold da var gerçi…

Fetö’yü de kullandın…

Gerçi bizim buralarda her zaman kullanışlı birileri vardır. Hatta sizinle aynı fikirde olan yerli siyasetçilerimiz de var, Canan gibi. Ama geri kalanın kalbini kırdın böyle diyerekten…

Sen şimdi ne kazandın Joe… Ülken ne kazandı mesela?

Erivan’a askeri üs kurabilirsin diyeceğim ama Rus’lar oraya parsellemiş cancağazım, sana ekmek çıkmaz yani. Evdeki bulgurdan da olabilirsin; örneğin Malatya’daki demir kubbeyi kaybedebilirsin mesela…

Diyeceksin ki “Suriye’nin yarısını çitle çevirdim…”

Aman dikkat et, çoraktır o topraklar, seni yarı yolda bırakabilirler.

Ayrıca hani sen bu iktidara karşı muhalefeti destekleyecektin, öyle demiştin ya! O CIA’ciler yanlış taktik vermiş sana, kov sen onları; benden uyarması.

Bir de… Arada bir “başkanımız hala dinç” demek için seni kameralar önünde koşturuyorlar ya… Sen çok da koşma artık, seçim de bitti. Kalbin falan teklemesin hafazanallah …

xxx

Bizden sual edecek olursan; biz çok kara kışlar gördük be Joe. Dolar falan yükseldi bugün senin yüzünden…

Bunu da atlatırız… Ama yediğimiz ayazı unutmayız.

Benden bu kadar sevgili Joe. Paflagonya topraklarından, Bartın’dan selamlar.

Unutmadan, kıymetlimiz Osman Başkan’ın selamı var sana ve hanımefendiye… Üzerimde kalmasın.

Buralarda seni çok tanımıyorlar, varsa yoksa Osman Başkan…

Bu duygularla tekrardan selam ederim.

Kal sağlıcakla.

Devamını Oku

Saray’dan Bartın’a gizli telgraf: Bodosaki’nin konağını arayın!

Saray’dan Bartın’a gizli telgraf: Bodosaki’nin konağını arayın!
1

BEĞENDİM

ABONE OL

xxx Madenci, keresteci, tüccar, banker… Bir dönem Bartın tarihine damga vurmuş Rum tebaanın tanınmış ismi Bodosaki, 14 maden ocağı ve büyük kereste fabrikaları işletiyordu. Ticari başarısını, Kastamonu ve Bolu’nun etkin isimleri ile kurduğu ortaklıklardan aldı.

xxx Ormanda yağma, başka maden ocağına çökme gibi hakkında pek çok yolsuzluk dosyası vardı. Yaptığı ortaklıklar, onu hep kurtardı. Ta ki ll. Abdülhamid’in taraf olduğu davaya kadar; Jön Türkler için kaçan İsmail Kemal Bey’e Bartın’dan para gönderiliyordu!..

BARTINSTAR/TARİH

GİRİŞ: Bartın’da 1887 yılında yapılan ve 1973 yılında yıkılan, herkesin Bodosaki Konağı olarak hatırladığı yapının yeniden inşası gündemde. Asma semtinde yer alan tarihi konak, Bartın’daki Gotik mimarinin tek örneği olarak biliniyor. Belediye, Bartın tarihinde önemli bir yeri olan tarihi konağın aslına uygun şekilde yeniden yapılması hazırlık yapıyor. Tamamlandığında şehir tarihi açısından önemli bir eser olarak karşımıza çıkacak.
Peki yaşadığı dönemde adına konak yapılan ve Bartın tarihinde hatırlı bir yeri olan Cevahircioğlu Bodosaki (Tarihi kayıtlarda Bedosaki olarak geçer) kimdir? Osmanlı döneminde tüm bölgedeki etkin bir güce nasıl ulaştı. Ticari ilişkileri nasıldı ve Abdülhamid Han döneminde Sultan’la nasıl ve neden ters düştü. Adının karıştığı yolsuzluklara karşı hangi taktikleri izledi, hakkında hangi iddialar vardı? Sizin için derledik:

ORMAN, MADEN, LİMAN… VARLIKLI RUMLAR’I BARTIN’A ÇEKTİ

19. Yüzyılda Kastamonu Vilayeti’nin, Bolu Sancağı’na bağlı olan Bartın, 1867’de kaza statüsü kazandı, 1876’da da belediye kuruldu. İktisadi ve ticari yönden gelişmesi de bu tarihten sonra hız kazandı. Liman kenti olması ve ormanlık alanların bolluğu, ticari yaşamı hızla büyüttü.

Gemicilik ve inşaat sanayii için kereste her dönemde önemliydi. İstanbul’un kereste ihtiyacı da bu bölgeden karşılanıyordu. Peş peşe açılan maden ocaklarında kullanılan direkler ve demiryolu hatlarının inşaası, keresteye olan talebin daha da artmasına neden oldu.

Ereğli-Zonguldak-Amasra hattındaki taşkömürü yatakları, ülkenin en büyük kömür havzasını oluşturuyordu.  Sultan Abdülmecid, Hazine-i Hassa kapsamına aldırdığı bölgedeki kömür havzasının sınırlarını 1848’de tespit ettirmişti.

Bölgenin sağladığı avantaj, gelir seviyesi yüksek Rum aileleri Bartın’a çekti. 1850 yılında 27 gayrimüslim erkek nüfusa sahip Bartın’da bu rakam 1888’de 649’a yükselecekti.

Onlardan biri de Cevahircioğlu Bodosaki’ydi. Bodosaki, 19. Yüzyılın sonlarına doğru Niğde’den Bartın’a göçen Rum tebaaya mensup bir tüccar olarak tanınıyor.

 YEREL İDARECİLER VE SİYASİLERLE ORTAKLIKLAR KURDU

Osmanlı idaresindeki yoksul bir Anadolu kasabası olan Bartın’da ticaret hayatına atılan Cevahircioğlu Bodosaki, tercihini maden ve kereste üzerine yaptı. 19. Yüzyıl sonlarında bu iki sektörün çok hızlı bir gelişme göstereceğini bilmiyordu. Bu durum onu tüm bölgenin en güçlü tüccarı yapacaktı.

Bartın’dan Zonguldak’a kadar uzanan ticari faaliyetlerini damatları Sarafim ve Kuço ile birlikte yürüten Bodosaki, gerek sağladığı istihdam gerekse getirdikleri yeni yaşam şartları bakımından o yıllarda Bartın’ın gelişmesinde önemli pay sahibi oldu.

Amasra’da ilk maden ocaklarını açan Bodosaki, peş peşe Zonguldak ve Ereğli’ye kadar 14 maden ocağının patronu olacaktı. Gocanaz ve Yenice bölgesinde kurduğu büyük kereste fabrikaları da kurduğu işletmeyi bu günün tanımıyla holding düzeyine taşıyacaktı.

1890-1905 yılları arasında hızla büyüyen Bodosaki imparatorluğunun başarısının altında yatan gerçek, kurduğu ilişkiler ağıydı. Tek başına sahibi olduğu işletme yok denecek kadar azdı. Yerel idareciler ile ortaklık ve çıkar ilişkisi geliştiren Bodosaki, bu sayede hakkındaki pek çok yolsuzluk iddiasını bertaraf etmeyi bildi.


MİLLİ MÜCADELE DÖNEMİNDE KARARGAH OLARAK KULLANILDI
Cevahircioğlu Bodosaki’nin Asma Semtinde İtalyan bir mimara sipariş ettiği konak, yıkılana kadar, Bartın’da gotik mimarinin tek örneğiydi. Uzun yıllar ortaokul ve lise binası olarak kullanıldı. Milli Mücadele döneminde de karargah olarak kullanıldığı kayıtlara geçen tarihi konağın aslına uygun olarak yeniden inşa edilmesi planlanıyor.

xxx

PARMAKSIZ BODOSAKİ’NİN 7 KIZI VARDI, İŞLERİNİ DAMATLAR İLE YÜRÜTTÜ

Eski kaynaklara göre Bartın’ın şehir kimliği kazanmasında Rum ailelerin önemli katkısı oldu. 1850’li yıllarda Mora Yarımadası’ndaki isyanları takiben deniz yolu ile Bartın’a gelen Rum halkı Asma Mahallesi’ne yerleşti. Kereste ve maden ticareti ile zenginleşen Rumlar’ın sayısı artınca 1887’de Aya Nikolas Kilisesi inşa edildi.  Aynı yıl Rum okulu faaliyete geçti.

1840 doğumlu olan Cevahircioğlu Bodosaki, Bartın’da “Parmaksız Bodosaki” olarak tanınıyordu. Arşiv kayıtlarına göre Bartın’da bir mağaza da işlettikleri görülen Bodosaki, Rum kilisesi ve Rum mektebinin açılmasında etkin rol oynadı. 1887’de İtalyan bir mimar getirerek bugün yeniden yapımı planlanan konağı inşa ettirdi. Konağın altından, kiliseye kadar uzanan bir tünel yaptırmıştı. Yakın tarihte bulunan bu tünelin izleri hala yerinde duruyor.

Eşi madam Marie Cevahircioğlu’ndan 7 kızı olan Bodosaki, bu yüzden işlerinde damatları Sarafim Anastasyadis ve Kuça ile yürüttü. Kayıtlarda Katibi Yazıcı Bodos’un adına da sık rastlanır.

AMASRA’DA 6 MADEN OCAĞI İŞLETİYORDU, KİLİMLİ’DE 4, KANDİLLİ’DE 2 OCAĞI VARDI

6’sı Amasra Tarlaağzı, 4’ü Kilimli, 2’si Kandilli Alacaağzı, birer tane de Zonguldak ve Kozlu’da olmak üzere 14 maden ocağı işleten Bodosaki Efendi’nin sadece Amasra Tarlaağzı’ndaki iki ocakta ortaklığı yoktu. Diğerlerinde çoklu ortakları vardı. Üretimi yüksek bazı ocaklar ya hisse devri ya da direk satış yoluyla bir şekilde Bodosaki’ye geçti.

Ortakları arasında Madenci Mehmet Ali Ağa, Boşnak Mehmed Efendi, Anastasyan Yazıcı Bodos, Pandelaki, Artin Karamanyan, Anastasyadi, Karamahmudzade Halil Bey, Şükrü Efendi ve Sarafim gibi isimler yer aldı. Bunlar bilinen ortaklarıydı. Bir de bilinmeyenler vardı ki asıl önemli olan da onlardı.

xxx

KASTAMONU SERMÜFETTİŞİ GÖLGESİNDE YENİCE ORMANLARINDA KIYIM…

Bodosaki ailesi, Batı Karadeniz bölgesindeki kereste ticaretinde de söz sahibiydi. 1896’da Bartın’daki ilk kereste fabrikasını damadı Sarafim, katibi Bodosaki Konstandinidis ortaklığı ile kurdu. Ulus’un Iskalan-Gürgenlik mevkiinde kurulan bu ilk fabrika bu gün hala hatırlanıyor.

Bartın İdare Azası Mustafa Faik Efendi ile Filyos bölgesinde kurdukları ikinci fabrikayı yenileri izledi.

Yenice ormanları, hammadde için biçilmiş bölgeydi. 1898 yılından itibaren inşaat sektörü için ruhsatsız ve kontratsız ağaç kesme işine giren Bodosaki ve damadı Sarafim’in, maden direği için usulsüz ve büyük çaplı kesimler yaptıkları kayıtlara girecekti.

Peki ormanların tahrip edilmesi karşısında hiçbir işlem yapılmadı mı?

İşte bu noktada, ortaklıklar devreye girdi. Birincisi, 1903 yılına kadar Kastamonu Orman Sermüfettişi olarak görev yapan Karabet Efendi. Geçmişin bu ödüllü memuru, orman tahribatına göz yummak ve milli servetin yok edilmesine ses çıkarmaması nedeniyle “din ve devlet düşmanı” olarak nam yaptı. Badosaki, orman işlerini karşılıklı çıkar işbirliği içinde Karabet Efendi ile yürütmeyi tercih ediyordu.

ABDÜLHAMİD’E YAKIN İSİM, BOLU MUTASARRIFI İSMAİL KEMAL BEY İLE İLİŞKİSİ

Ailenin ortak hareket ettiği ikinci isim ise Bolu Mutasarrıfı İsmail Kemal Bey’di. Balkan coğrafyasında Avlonya’da dünyaya gelen ve Yanya’da Rum mektebinde eğitim alan İsmail Kemal Bey, Hariciye dairesinde başarılı görevler yaptıktan sonra, Bolu Mutasarrıfı olarak 6 yıl görev yapmıştı. Bolu’da bayındırlık ve eğitim alanında başarılı çalışmalar yapınca mecidiye nişanı ile ödüllendirildi. Ancak Bodosaki Ailesi’nin Saray’la ilişkilerinin bozulmasına yine İsmail Kemal Bey neden olacaktı.

Beyrut, Suriye ve Girit’te valilik yapan İsmail Kemal Bey, sıradan bir kişi değildi. 2. Abdülhamid’in yakınında bulunan isimlerden biriydi. Şura-yı Devlet Mülkiye Dairesi’nde azalığa kadar yükselmişti. Ancak 1900 yılından sonra devlet sadakatini kaybetti. Jön Türklere yakın ilişkiler kurdu, İngilizlerle de yakınlık kurmak için girişimler yaptı. Bu durum Osmanlı Sarayı’nın dikkatinden kaçmadı.

Bunun üzerine Mutasarrıf İsmail Kemal Bey, kısa süre sonra İngiliz elçiliğine sığınarak Avrupa’ya kaçtı. Daha sonra Yunanistan’a gelip Yunan-Arnavut işbirliği için Yunan Kralı ile görüştü. Bu görüşmeleri İngilizler ve Mısır Hidivi ile de yapınca Abdülhamid tarafından vatana ihanetten idama mahkum edildi ve mal varlığına el kondu.

ORMAN YAĞMASI, ÇALIŞANLARA ZULÜM, VERGİ KAÇIRMA İLE SUÇLANDI

Bodosaki Efendi, gücünü bu isimlerden alıyordu. Filyos Kereste Fabrikası’nda Bartın İdare Azası İsmail Hamdi Bey’le olan hisse ortaklığı nedeniyle çeşitli soruşturmalar geçirdi.

Karabet ve İsmail Hamdi Bey’in koruması altında yolsuzluk soruşturmalarından kolayca sıyrılan Bodosaki hakkındaki şikayetler, 1890 ile 1905 arasında iyice arttı. Maden sahaları için arazi gaspından orman yağmasına kadar adına 4 yolsuzluk dosyası açıldı.

Bunlardan biri, Ereğli’de maden ocaklarında çalıştırdığı yüzlerce işçinin 100 guruşluk istikakına bedel olarak sadece 20 guruşluk eşya vermesiydi. Ayrıca fakir fukaraya yüksek fiyatla zahire satmakla suçlanıyordu. Kastamonu vilayeti, işçiye zulmettiği ve halka yüksek fiyatla mal sattığı iddialarını içeren dosyayı 1 yıl beklettikten sonra “iftira” olarak kabul etti.

Bir başka dosya ise Mustafa Faik Efendi ile ortak olduğu Filyos kereste fabrikası ile ilgiliydi. Kereste fiyatını orman idaresinin gösterdiği fiyattan düşük göstermek, vergi kaçırmak, gümrüğü zora sokmak ve kereste ticaretinde usulsüzlük yapmak gibi suçlarla Kastamonu’da ifadeleri alındı. Ancak idare, daha sonra açıklama yapma gereği bile duymadan dosyayı kapattı.

Ormanlarla ilgili benzer usulsüzlükler, bu gün bile yapıldığı biliniyor.

xxx

KASTAMONU ORMAN SERMÜFETTİŞİ BODOSAKİ’YE HİZMET ETTİ

1898’de Hamidiye orman memuru Mehmed bey, Yenice ormanlarının ruhsatsız ve kontratsız yağmalandığını ihbar etti. Bodosaki’nin damatları, Kastamonu Orman Sermüfettişi Karabet Efendi ve Bartın Müfettişi Hakkı Bey’i orman yağması ve görevli memurlara baskı uygulamak, kendi maden ocakları için gerekli olan ağaçları usulsüz kesmekle suçluyordu. Kereste müzayedelerine de fesat karıştırmakla suçlanıyorlardı. Öyle ki 1890’lı yılların başından itibaren 10 sene kerestenin her bir metreküpünde 8-10 kuruşluk eksiklerle toplamda 5 bin Osmanlı lirası para, kereste müzayedelerinde noksan olarak ortaya çıktı.

Bolu kereste memuru Ahmed Bey de bu yağmayı doğrulayacak, hatta iddiaları daha ileriye götürerek, teftiş için Bartın’a gelen Karabet Efendi’nin asıl maksadının Yenice ormanlarını Bodosaki’ye tahsis olduğunu söyleyecekti.

Soruşturma sonunda Bartın ve çevresindeki ormanlarda maden direği temin etme işi yasaklandı. Yerine Ereğli Vakıf ormanları işaret edildi. Ancak Karabet Efendi, yanıltıcı bilgiler vererek Ereğli’den maden direği üretimini engelledi. Karabet görevde kaldığı sürece tedbirler işe yaramayacaktı.

Şikayet dosyası iki yıl işleme konmadı. Sonunda idare, Karabet Efendi’yi Orman ve Maadin Muamelat Müdürlüğü’ne 3 bin guruş aylık maaşla tayin etti. Terfi gibi görünen bu atamanın nedeni, orman yağmasının önüne geçebilmekti. Bodosakiler içinse hiçbir işlem yapılmadı.

Xxx

JÖN TÜRKLER İÇİN KAÇAN İSMAİL KEMAL’E BARTIN’DAN GİDEN PARA

Bodosaki ailesinin başını ağrıtan iki dosya oldu. Birinci olay, Ereğli’de faaliyet gösteren Taşhancızade Ahmet Mustafa Efendi’nin yönetimindeki maden ocağının, Bodosaki’nin kendi ocağına ilhak etmesi… Bodosaki’nin haksız ele geçirdiği yerleri Taşhancızade’ye geri vermesi kararlaştırıldı.

İkinci olay ise kolay kolay kapanmadı. 2. Abdülhamid tarafından idama mahkum edilen eski Bolu Mutasarrıfı İsmail Kemal Bey’e, Bodosaki ve Sarafim’in Yenice’deki kereste fabrikalarından düzenli ödeme yapıldığı tespit edildi. O sırada Heybeliada’da ikamet etmekte olan Bodosaki, apar topar Bartın’a döndü. Bütün kurumlarla görüşerek İsmail Kemal Bey’le bir bağlantısının olmadığını, ortaklık ya da hissesinin bulunmadığını anlatıyordu.

Bodosaki Efendi’nin inkar etmesine rağmen Osmanlı hükümeti olaya doğrudan taraf oldu. Derinlemesine soruşturmalar başlatıldı. Bodosaki ve İsmail Kemal Bey’in fabrika ortaklığı nedeniyle Kastamonu ve Bolu’daki tüm önemli yetkililer, kadılar ve hafiyeler tarafından sorguya alındı.

BARTINLI TÜCCARLAR ORTAKLIK İLİŞKİSİNİ TEYİT ETTİ

Bartın’ın ileri gelen tüccarları Yirmibeşzade Osman, Hacı Ali Beyzade ve Hacı Hüseyin Efendi ortaklığı teyit etti. Bartın Belediye Reisi de ortaklığı duyduğunu ancak ellerinde kanıt olmadığını söyledi.

O dönem 64 yaşında olan ve Asmabahçe’de ikamet eden Bodosaki, ifadeler üzerine fabrikayı Mustafa Faik Efendi ile kurduklarını, ortağının hastalanması üzerine damatları ile birlikte işlettiğini anlattı. Bu noktada anlattıkları ilginçti. O dönem Bolu Mutasarrıfı İsmail Kemal Bey’in kereste işlerine ket vurmak istediğini, onu susturmak için 10 yıl boyunca yüzde 31 ticaret payı hissesi önerdiklerini söyledi. Bununla yetinmeyen İsmail Kemal’in fabrikayı bir yıl doğrudan kendisinin işlettiğini beyan etti. İsmail Kemal Bey’in kötü bir yönetici olarak tarif eden Bodosaki, Bolu’da birçok usulsüzlük olayına karıştığını, yetimlerin binlerce dönüm arazisini zapt ettiğini anlattı.

Bodosaki, İsmail Kemal’le ortaklığının 1 sene sürdüğünü itiraf etmesine rağmen kuşkuyu dağıtamadı. Sorulara “İsmail Kemal’e para verilmedi. Eğer Mustafa Faik Efendi vermişse haberim yok” diyerek alışverişi yalanladı.

MALLARINI APAR TOPAR EŞİ MARİE’NIN ÜZERİNE GEÇİRDİ, BU DURUM SORULDU

Ancak Bodosaki’nin daha sonra anlattıkları para ilişkisi kurulduğunu gösterdi. İsmail Kemal’in Reji İdaresi ile arasındaki kereste kontratı için kerestelerini alıp bedelinin ödendiği, ayrıca sonradan yanan fabrika için kendisine Mustafa Faik Bey tarafından para gönderildiğini söyledi. Gerçeklerin ortaya çıkması üzerine sürekli sözü kesilen Bodosaki’ye artık gerçekleri anlatması konusunda sert uyarıda yapılıyordu.

İsmail Kemal’in yurt dışına kaçması ardından Bodosaki Efendi’nin tüm malvarlığını aniden eşinin üzerine geçirmesi, ilişkiyi açığa çıkarıyordu. Bu durum kendisine sorulduğunda Bodosaki Efendi, “Hastalanmıştım” diye kendini savundu. Kapsamlı sorgusu ardından bir süre sonra yeniden sorguya alınan Bodosaki, bu kez tüm bağlantılarını inkar etti.

Soruşturma sonunda İsmail Kemal’le ilişkisi ortaya çıkmasına rağmen bunun boyutları hakkında yeterli bilgiye ulaşılamadı. Bunun temel nedeni, fabrikanın ortağı Mustafa Faik Efendi’nin olaydan önce vefat etmesiydi. Bodosaki tüm suçlamaları onun üzerine atmıştı.

Aynı dönemde görülen Taşhancızade Ahmet Efendi’nin Kilimli’deki iki ocağının Bodosaki tarafından gasp edilmesi davasında yerel idarenin Bodosaki karşıtı tutum takındığı gözlendi. Bu durum Bodosaki ailesine karşı yerelde muhalif bir grubun oluştuğunu, ailenin imtiyazlarını kaybettiği anlamına geliyordu. Ancak çocuksuz olan Taşhancızade, 1913’te vefat edince ihtilaflı ocaklar da hisseleri alan Bodosaki’ye geçti.

BARTIN KAYMAKAMLIĞINA ŞİFRELİ TELGRAF: BODOSAKİ KONAĞINI ARAYIN

Karabet Efendi ile çıkar amaçlı ilişkilerine rağmen yıllarca kollanan Bodosaki, Jön Türkler için kaçan Bolu Mutasarrıfı İsmail Kemal Bey’le olan ilişkisi nedeniyle imtiyazlı konumunu kaybetti.

Bodosaki Efendiye ait son bilgi, Birinci Dünya Savaşı arefesi, yani 1913 yılına ait. O sırada Bartın’ı bırakarak İstanbul Balık Pazarı’ndaki hanesinde yaşamaya başlayan Bodosaki ile ilgili Bartın Kaykamalığı’na şifreli bir telgraf geldi.

Bu telgraf sonucu Bodosaki’nin konağında arama yapıldığı ve zararlı evraklara rastlandığı rapor edildi. Bu durum, adı pek çok yolsuzluğa karışan Cevahircioğlu Bodosaki’nin, devlet içinde ayrılıkçı hareketlerin arttığı dönemde bu tip eylemlere destek verdiği kanaatini güçlendirdi.

Tarihi kayıtlarda Bodosaki Efendi’nin bu konuda ceza alıp almadığına ilişkin bir bilgiye rastlanamadı.

xxx

BU BİLGİLER BARTIN ÜNİVERSİTESİ ARAŞTIRMA MAKALESİNE KONU OLDU

Bu bilgiler, Bartın Üniversitesi’nden Dr. Mine Demir ve Araştırma Görevlisi Abdülkadir Erçin’in “Bartın’ın Ticari Hayatına Yön Veren Bedosaki Ailesi’nin Adının Karıştığı Yolsuzluklar (1890-1905)” adlı Araştırma Makalesi’nde yer aldı. Çeşitli tarihi kaynaklardan araştırılan ve farklı kaynaklardan da teyit edilen 11 sayfalık makale, konu bütünlüğü açısından önemli bir kaynak olarak arşivlere girdi.

xxx

ABDÜLHAMİD’İN TAVİZSİZ TUTUMU, TAŞRADAKİ DENGELERİ DE DEĞİŞTİRDİ

Araştırma, Bodosaki Efendi’nin bölgede elde ettiği zenginlik nedeniyle ayrıcalıklardan faydalandığını, bölge idarecileri ile geliştirdiği çıkar ortaklıkları sayesinde kollandığını gösteriyor. Ta ki 1905 yılındaki Jön Türklere katılan İsmail Kemal Bey davasına kadar. İktidarda bulunan 2. Abdülhamid’in bu harekete tavizsiz karşı duruşu, taşradaki dengeleri de belirlediğini gösteriyor.

Bodosaki ailesinin 1920’li yılların başına kadar Bartın’da ticari faaliyetlerini sürdürdüğü biliniyor. Bu araştırma, Tanzimat sonrasında yerel idareciler ile bölge eşrafının çıkarları doğrultusunda hareket ettiklerini göstermesi açısından önemli bir kaynak. Ve araştırma şu cümle ile sona eriyor: “Bu anlayışın Osmanlı iktisadi ve bürokratik yapısını çöküşe sürükleyen temel hususlardan biri olduğunu söylemek mümkün…”

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.