Kümede kalma mücadelesi veren Bartınspor, dün kritik eşiklerden birini daha geçti. 15 haftada sadece 6 puan toplayabilen temsilcimiz, yeniden yapılanmanın meyvelerini toplamaya başladı. Son iki haftada 6 puan daha alarak 12 puana yükseldi.
Güzel futboldan ziyade kazanmanın daha önemli olduğu mücadele çok zorlu geçti. Düşme hattındaki Eflanispor, dirençliydi. Öne de geçti. Ancak inanmış bir şehir tribünde, vazgeçmeyen bir takım sahadaydı. İşte önünde durulamayacak güç de buydu. Zafer, 90+2’de geldi.
Tüm bunların gölgesinde, statta eşi görülmedik manzaralar vardı. “Can güvenliğim yok” diyerek her yere dilekçe veren kağıt üzerindeki başkan, krize neden oldu. Hem maça gelemedi, hem de protokole girenleri sınırlamaya kalktı. Protokol üyeleri, girişimi protesto etti, hepsi de maçı taraftarların arasında izledi.
BARTINSTAR/SPORANALİZ
Bartın Şehir Stadı tarihi günlerinden birini yaşadı. Maça damga vuran kimi gelişmeler vardı. Ancak ondan önce neler yaşandı, maçın öyküsünü verelim…
Küme düşmemek büyük güçlüklerle yeniden yapılandırılan Bartınspor için kritik maçlardan biriydi Eflanispor. Çünkü küme düşme potasındaki bir rakibin üstüne çıkmak için olmazsa olmaz kategoride olması hem de yapılan yatırımların bir anda hayal kırıklığına dönüşme riski vardı. 90+2’ye kadar bu tehlikeyi herkes derinden hissetti.
Ancak inanmış bir camianın önünde kimsenin duramayacağını kanıtlayan maçlardan biri oldu. Bu mücadelede kimse kolay lokma değildi. Eflani de beklentilerin üzerinde dirençli bir mücadele koydu ortaya.
52’de ucuz bir penaltı ile konuk ekip öne geçtiğinde tribündeki herkes dondu kaldı. Cahit Hoca, zaman geçirmeden oyuna müdahale ederek maçı çevirecek hamleyi yaptı. Hem takıma hem de tribünlere pozitif yansıması olan Eray, üzerine düşeni yapacaktı. Güzel futboldan ziyade kazanmak hayatiydi.
Beraberliği getiren gol, 74’te yine penaltıdan Mustafa Acun’un ayağından geldi. Artık maç son 15 dakikaya sıkışmıştı. Zamana oynayan, her pozisyonda kendini yerlere atan rakip oyuncular, maçtaki gerginliği had seviyeye çıkardı.
Oyunu rakip kaleye yıkmaya başaran Bartınspor, uzatma dakikalarında galibiyeti getiren golü Orçun Selduman’ın ayağından kazandığında stat bayram yerine döndü. Sahada ve tribünde yaşanan sevinç, görülmeye değerdi.
Galibiyet, kümede kalma yolculuğunda umutları artırdı. Son iki haftada toplanan 6 puan, 15 haftalık kayıp zamanı telafi edebilecek miydi?
xxx
Şimdi gelelim maç öncesine.
Bartın, şehrin takımını her “seviyorum” diyene yetki verilemeyeceğini acı tecrübelerle öğreniyor. Neye ve kime hizmet ettiği anlaşılamayan ve kağıt üzerinde başkan görülen bir hizip, daha önce görülmemiş bir krize yol açtı.
Peşinen söyleyelim: Senin yaptığın işler ve kararlarını hoş karşılamıyor, saygı da duymuyoruz.
Elinde hiçbir yetkisi olmamasına rağmen halen başkanlık vasfının devam etmesini fırsata çeviren hizip, yine boş durmadı.
Emniyet ve Gençlik Spor Müdürlüğü’ne dilekçe vererek protokolde can güvenliğinin olmadığını, 5 rakip takımdan 5 de Bartınspor’dan olmak üzere 10 kişinin dışında kimsenin alınmamasını istedi. Halen böyle bir hukuki hakkı vardı ve bu talep, Bartınspor’un tarihi yolculuğuna hizmet etmiyordu. Onun gündemi, tüm tribünden farklıydı.
Protokol girişine gelen herkes, kamu bürokrasisinin mevzuatlar karşısındaki acizliği ile karşılaştı. Bu tutumu protesto eden Bartın Milletvekili Yusuf Aldatmaz, Belediye Başkanı Rıza Yalçınkaya, eski başkanlar, siyasi parti ve STK temsilcileri dahil herkes, kapalı tribüne geçerek taraftarın arasına oturdu.
Rakip takımın yöneticileri bile protokole girmedi.
Protokolün iki kanadındaki dolu tribünlerde yerini alan taraftarlar ile protokolde yeri olanlar, bir daha eşine az rastlanır şekilde maçı birlikte yaşadı. Kırmızı siyaha gönül veren taraftarlar, futbolcular kadar maçı konsantre oldu, öfkelendi, bağırdı, sevindi. Omuz omuza, yürek yüreğe tezahürat yaptı, alkışladı.
Bu kararı aldıran zat, yine de maça gelemeyecek, protokol tribünü sadece iki kişiye kalacaktı; ASKF Başkanı ve mevcut statükoyu destekleyen tek isim Güngör Demirci.
Şehirdeki her kongrenin divan başkanı yapılan, herkesin Güngör Abi’si, tepki görmesine rağmen o koltukta oturmaya devam etti. Biliyoruz ki, Bartınsporluluğunu kimseyle tartışmazdı. Ancak tüm farklı görüşlerin, eski rakiplerin, farklı renklerin aynı amaç etrafında kenetlenmesine rağmen koltukta kalması, çokca yadırganacaktı.
Eğer Bartınspor’u zor durumdan kurtarma girişimleri, onurlu bir mücadele ise bu yaşatılanlar hangi tarifle izah edilecekti?
Bartınspor, belli kalıpların, kişisel ihtirasların odağı olmamalıydı. Kritik bir eşikte takıma liderlik edecek protokolü bile hizaya getiren hizip, neyi amaçlamaktadır?
Kimse, “Başkana saldırdılar, sahip çıkan olmadı” mazeretine sığınmasın. 5 bin kişinin kol kola aynı amaç etrafında el ele verdiği bir yerde, sadece bir kişi nefretin odağı olmayı başarmışsa, o laflar boştur.
Olsa olsa Makyavelist bir yaklaşım ya da yetki istismarıdır.
Bartınspor Stadı’nda can güvenliği, tüm statlardan fazladır. Kimse korkmasın.
Bu mücadele başarıya ulaşır ya da ulaşmaz, kimse bilemez. Ancak yaşanılan tecrübe herkese ders olmalıdır.



