Fake hesap sorunsalı… O Nazlı yok mu o Nazlı, dağıttı herkesi

Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

CANLI YAYINLARDA ADAYLARA SÜRE SINIRI KONMALI

31 Mart seçimleri öncesi seçim propagandası belki de ilk kez farklılık gösteriyor. Artık bayrak kirliği değil, adayların şehre ne katacakları konuşuluyor. Yani daha gerçekçi, reel konular, seçmenle direkt iletişim.

En etkili hedef mecra ise sosyal medya. Yeni yarış arenası…

Adaylar da doğal olarak sık sık sosyal medya mecralarında seçmenle projelerini anlatıyor, seçmenle direkt iletişime geçmek için bu yöntemi kullanıyor.

Başkan Cemal Akın da dün Eybey Medya’nın konuğu oldu. Format, interaktif bir sohbetti. Yani izleyiciler soracak, Başkan Akın yanıtlayacak.

Anlatılacak konu, kurulacak cümle çok olunca Başkan Akın da coştukça coştu. Öyle olunca program da uzadıkça uzadı. Böyle durumlara karşı hem her konuya değinebilmek hem de ekran başındaki insanların sıkılmasını önlemek amacıyla ulusal yayın yapan programlarda şöyle bir taktik geliştirildi…

Her soruya süre sınırı. Diyelim ki 3 dakika. Böyle olunca izleyici, bilmek zorunda olmadığı rakamlar ya da teknik cümlelerin içinde boğulmamış oluyor. Dolayısıyla hem her konuya değinilmiş oluyor hem de izleyenlere doygun cümlelerle özet geçilmiş oluyor.

Ben en son Başkan’ın “Son 10 yılda yaşadıklarımı anlatsam roman olur” kısmında kaldım. Aklımda kalan detaylar, canlı yayında çeşme suyu içmesi, çokça tartışılan imar planı hakkında “müthiş plan” diyerek arkasında durması oldu.

xxx

FAKE HESAPLAR SORUNSALI:
O NAZLI YOK MU O NAZLI, PROGRAMI DAĞITTI

Siyaset sosyal medyaya kayınca, yeni sorunların çıkması da kaçınılmaz. Habercilik de önemli oranda internet mecrası üzerine kaydığı için bu alanda faaliyet gösterenlerin en önemli sorunu, kimliğini gösterme cesareti olmayanların fake hesaplar üzerinde haberi karalama yoluna gitmesi.

Şimdi benzer sorun canlı yayınlar üzerinde yaşanıyor. Görüşlerini açıkça, kendi kimliği ile dile getirecek kadar özgüveni olmayan kimi tipler, çakma isimlerle muhalefet edip karalama yolunu seçiyor.

Dün AK Parti adayı Yusuf Ziya Aldatmaz da “Bantınla Alakalı” facebook sayfasından canlı yayına katıldı. Enes Aldatmaz adında bir hesaptan tahrik edici, itham edici yorumlar bir ara programın önüne bile geçti. Serkan Girgin, konuyu uzatınca Yusuf Bey ilgiyi yeniden üzerine toplamak için müdahale etmek zorunda kaldı.

Aynı durum Cemal Başkan’ın programında da yaşandı. Nazlı adlı bir kullanıcı, AK Parti lehine, zaman zaman maksadını aşan cümleler kurunca izleyenler Nazlı’ya yanıt verme yarışına girdi. Sayamayacağım kadar çok kişi kimi zaman hakarete varan cümleler kurdu. Kimisi çakma hesaptan salladığını savundu, kimisi kuzum diyerek alaya aldı kimisi ise ince ince ayar verdi.

Bu gerçek hesap da olabilir. Ama sorun o değil.

Bu sosyal medya mecrasının yeni belası. Asitlemek, karalamak zaman zaman da hakaret etmek. Fikirler tartışılsın, farklı görüşler de dile getirilsin. Ancak iş hakarete girince gerçekten olay çirkinleşiyor.

Suç duyurularına, mahkeme yoluna girmeden nasıl çözülür vallahi bilemedim.

***

MARKA KENT OLUR MU OLMAZ MI?

Seçimin en popüler konusu galiba bu tartışma olacak. Fikrin sahibi AK Parti adayı Yusuf Ziya Aldatmaz. Şöyle diyor; Bartın’ı marka kent yapacağız.

Bunun ipuçlarını da verdi aslında. Bartın Çayı ile ilgili mega projesi, bu anlatıma temel olacak belli ki.

Cemal Başkan bu duruma bir şey der mi acaba? Böyle bir düşüncesi var mı derken beklenen yanıt dün geldi. Şöyle diyor Cemal Akın; Ürünlerin markaları olur. Şu kalem, şu televizyon ya da bu masa. Şehirlerin ise kimlikleri olur. Marka Şehir diye bir şey olmaz…

Kavramsal tartışmayla ilgili bu kez Yusuf Aldatmaz’ı dinledim. Kısaca konuşmasından ikna olmadım. Altyapı diyor, göç alan diyor falan… “Dersine iyi çalışmamış” diye düşünürken 2012’de Marketing Türkiye dergisiyle yaptığı mülakata ulaştım.

Orada çok doyurucu, bilgiye dayalı geniş röportajı okuyunca Aldatmaz’ın bu söyleme 7 yıldır hazırlandığını düşündüm. Şöyle diyor Aldatmaz; marka kent kendine turist, tüccar, yatırımcı, öğrenci ve göçmen çekebilen kenttir.

Yani refah düzeyi yüksek bir kentleşmeden bahsediyor. Tek sorun, o tarihte yani 2012’de bunu başarabilen tek şehrin İstanbul olduğunu anlatıyor. Bu durumda Bartın olarak bu nasıl başarılabilir derin mevzu.

İki adayın pek çok konuda görüş ayrılıkları var. Görünen o ki, en belirgin farklılık marka kent konusunda olacak.

***

ADAYLARIN EN’LERİ

*Sosyal medyada en çok görünen, vücut dilini en iyi kullanan ve en iyi fotoğraf veren aday açık ara Cemal Akın.

* Sosyal medyada en organize, sokakta gördüğü tepkilerden en emin aday Yusuf Ziya Aldatmaz.

* Seçimin plan-proje konuşmakta en ürkek olan adayı Mehmet Arslan.

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
0
vir_sl_
Virüslü
Fake hesap sorunsalı… O Nazlı yok mu o Nazlı, dağıttı herkesi

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir